Bir grup Fransız çiftçi İngiliz istasyonuna ayarlı radyonun başındalar.
Yakalanırlarsa hapse atılacaklar,
belki işkence görecekler ya da idam edilecekler.
Ama yine de dinliyorlar. Ve daha sonra kişisel mesaj
kimliğine bürünmüş yüzlerce cümlenin
arasından bir Fransız şiirinin tek bir satırını duyuyorlar.
Seviniyorlar ve çiftçiler silahlarına sarılıyor. Bu onların işaretiydi.
Kurtuluş bu gece başlıyor.
Bu bölüme Wargaming sponsor olmuştur. Yeni oyuncular hediyeler için
World of Tanks'i indirip NEPTUNE kodunu kullanabilir. Link açıklamada yer alıyor!
Fransız hükümeti Normandiya çıkarmasından dört yıl önce,
Fransa'nın kuzeyinin tamamının
Nazi işgal bölgesine dönmesini sağlayan bir ateşkes imzalamıştı.
Bunun durdurulamaz Alman savaş makinesi altında
halklarının ezilmemesinin tek yolu olduğu konusunda ısrarcılardı.
Ancak Alman ordusu Paris sokaklarında ilk adımlarını atar atmaz
tüm Fransa'da direniş grupları oluşmaya başlamıştı.
İlk direniş grupları ufak, dağınık ve bağımsızdı.
İsteklilerdi ama Almanları ülkelerinden
def etme tutkuları dışında bir doğrultuları yoktu.
Ve sayıları da çok değildi.
Halkın birçoğu güneyde Vichy şehrine kaçmış olan
Fransız hükümetinin geri kalanına güvenmeyi seçti.
İşgal edilmemiş Güney Fransa'yı yönettiklerini iddia ediyorlardı.
Ama gerçekte sadece Almanlar ne diyorsa onları yapıyorlardı.
İlk direnişçiler Alman askerlerine zarar vererek
ya da öldürerek karşı koymaya çalıştı.
Ancak başardıkları tek şey öç almalarına neden olmaktı.
Hitler, ilk direniş gruplarının saldırılarına misilleme olarak
binlerce Fransız Yahudilerinin ve komünistlerinin
toplu idam edilmelerini ve sınır dışı edilmelerini emretti.
Verilen mesaj açıktı.
Bize zarar verirseniz buna misliyle karşılık bulursunuz.
Direnişin intikama davet çıkarmadan ve durumu daha kötü
hâle getirmeden karşılık vermenin yollarını bulması gerekiyordu.
Ve durum da çok kötüydü.
Altı haftadan daha kısa bir sürede
Fransız ordularını yok eden Alman savaş makinesinin
doğal kaynaklara ve endüstriyel güce çok ciddi bir ihtiyacı vardı.
Fransa'nın elinde bunlardan bolca vardı.
Almanlar, Fransızlara ciddi kısıtlamalarda bulundu
ve Fransa'nın tüm varlığını ordularına yönelttiler.
Böylece direnişin yeni hedefleri belirlenmiş oldu.
Almanların kullanmasını engellemek için fabrikaları ve demir yollarını yok etmek.
Almanlara zarar vermedikleri sürece ciddi misillemelere maruz kalmadılar.
İngilizlerin de aklına aynı fikir geldi.
Direniş ağlarını oluşturmak, güvenebilecekleri vatandaşları kullanmak
ve var olan gruplarla bağlantı kurmak için Fransa'ya paraşütle ajan indirdiler.
Ajanlardan birinde Londra'ya mesaj gönderebilmek için bir radyo vardı.
Bununla direnişin işe koyulabilmesi için silah ve patlayıcı bulunan
tedarik taleplerinde bulunurdu.
Ancak denizin ötesine mesaj gönderebilecek kadar güçlü olan radyoların sayısı azdı.
Bu yüzden, Alman propagandasına karşı koymak ve Manş Denizi'nden
güvenle protesto düzenlemek amacıyla özel olarak hazırlanmış
halka açık bir Fransız dili istasyonu olan Radyo Londra'ya yöneldiler.
Radyo Londra her programın başında ve sonunda
kişisel mesajlar adını verdiği, aslında direniş için
şifreli mesajlar olan anlamsız cümleler yayınlıyordu.
Fransa'da gizlenmekte olan radyo operatörleri
gerekli tedarik için İngiliz karargâhlarıyla iletişime geçip
"Pierre merhaba diyor." gibi rasgele bir cümle verirlerdi.
Böylece direniş üyeleri güncellemeleri almak için güvenli ev yerine
kendi evlerine gidip radyoyu dinleyebiliyorlardı.
Pierre "merhaba" derse önceden belirlenmiş bırakma noktalarına gidiyorlardı.
D-Day'de Normandiya direniş hücrelerini göreve çağırmak için de
kullanılan bu radyo sistemi,
kendini Fransa'nın kurtuluşuna adamış bir grup tarafından işletiliyordu.
Özgür Fransızlar.
Almanlar Kuzey Fransa'yı işgal ettiği sırada
Charles de Gaulle adındaki az tanından bir general İngiltere'ye kaçmıştı.
Devlet dairesine işgalden yalnızca 12 gün önce atanmıştı
ancak şimdi kendini hizmet etmesi gerektiği ülkesini
ve hükümetini Almanlara teslim etme gerçeğiyle yüz yüze buldu.
De Gaulle bunu kabullenemezdi.
İngiliz radyosuna çıktı ve tüm Fransa'ya savaşmaları için çağrıda bulundu.
İşgalci Almanlardan kaçan tüm askerlere,
ülkelerini geri almak için Londra'da bir araya gelme çağrısında bulundu.
Ve radyoda konuşmaya devam edeceğine dair yemin etti.
Böylece Fransa'dan ayrılamayanlar
direnişin hâlâ hayatta olduğunu bilebileceklerdi.
Umut verici sözlerdi ancak bunları çok az insan duyabildi.
Çoğu Fransız halkında İngiliz radyo yayınlarını dinleme alışkanlığı yoktu.
Ama dinleyenler mesajı yaymaya başladı.
İngiltere'ye kaçan 100 bin askerden yedi bini
Gaulle ile kalmaya karar verdi. Azdı ama bir başlangıçtı.
Ve Gaulle bununla birlikte Almanlardan Fransa'yı
ve Vichy hükümetini geri almak için yeminde bulundu.
Küçük bir gücün tek başına bunu başaramayacağının farkındaydı.
Büyük Britanya'nın ve ABD'nin desteklerini kazanması
ve dağılmış Fransız direniş gruplarını koordine etmesi gerekiyordu.
Her ikisi de zorlu olacaktı.
Winston Churchill, de Gaulle'u Özgür Fransız direnişinin lideri olarak tanıdı
ancak Fransa'nın lideri olarak kabul etmedi.
Ne de olsa de Gaulle Fransa lideri olarak hiç seçilmemişti.
Ve şimdi de hükümeti onu idam cezasına çarptırdığı için ayak basamadığı
bir ülkenin yönetme hakkını elde etmeye çalışıyordu.
Daha da kötüsü, de Gaulle ABD başkanı Roosevelt'in
tam zıttına gitti.
Ama Roosevelt'i uzaklaştıran bu kibir,
de Gaulle'un Fransa'ya söz verdiği sonsuz azmin kendisiydi.
Parça parça, sürgünde bir hükümet oluşturdu.
Generallere ve bürokratlara kendisine katılmaları
için isteklerde bulundu.
Kendini Fransa'nın lideri olarak öne çıkarma hırsından dolayı Müttefikleri,
Almanların altında yok olmuş ve hükmedilmiş birçok diğer ülkenin aksine
Fransa'yı savaşta süregelen bir ortak olarak tanımalarına zorladı.
Normandiya çıkarmasından iki yıl önce 1942'de,
çabalarının sonuçları görülmeye başlamıştı.
Direnişi kendi adına koordine edecek bir lider atamıştı
ve ona sadık bir merkez komite oluşturmayı başarmıştı.
İngiliz ajanları ona tamamıyla güvenmeseler de Özgür Fransızlar ile
kendi direnişlerini koordine etmeye başlamışlardı.
Ondan ağlarının bazı sırlarını gizli tuttular.
Bunlara rağmen gelecekteki müttefik saldırısına destek olmak adına
birlikte detaylı planlar hazırladılar.
Müttefikler karaya çıktıktan sonra
Almanların harekete geçmelerini sabote etmek için
önemli demir yollarını, telefon hatlarını
ve elektrik tesisatlarını hedef alacaklardı.
Bu küçük direniş hareketi işgalin dört yılı boyunca
inanılmaz derecede büyüdü.
Radyo Londra ile koordine edilerek
paraşütle bırakılan silahlar ve patlayıcılarla
donanmış yüz binden fazla savaşçı hazırda bekliyordu.
Müttefikler ve Özgür Fransızlar,
Kuzey Afrika'daki Fransız kolonilerinde muazzam zaferler kazanarak
Fransız İmparatorluğu'nun diğer bölgelerinde Almanları geriye itmişlerdi.
Böylece düzgün örgütlenmiş bir Fransız Ordusu'nun
Almanya'ya karşı gerçekten de ayakta kalabileceğini kanıtlamışlardı.
Almanlar bu başarıya Fransa'nın daha büyük bir bölümünü yöneterek yanıt verdiler.
Vichy hükümetinin özgürlüğü hakkındaki yalanı ortadan kaldırdılar
ve güneydeki kırsal alanları işgal ettiler. Bu yalnızca Fransız halkını
daha çok rahatsız etti ve direnişe insan alımını artırdı.
Ancak Almanya'nın direnişe olan en büyük hediyesi
Rusya'nın işgali ve bunu takip eden işçi alımıydı.
Almanlar, Rusya ile olan gergin ateşkesi sonlandırdıktan sonra
Fransa'daki birçok komünist grubu kendilerine karşı kışkırtmışlardı.
Bu yeni direnişçiler hiçbir zaman Özgür Fransızların veya İngiliz ajanlarının
liderliğini tam olarak kabul etmemişlerdi.
Ancak çok iyi organize olmuşlardı ve ajanların
onlara verdiği mühimmatları çok iyi değerlendirmişlerdi.
Bu sırada Almanya, Rusya'ya savaşmaya yolladıkları insanları telafi etmek adına
genç Fransızları zorla çalıştırmaya başladı.
Bu görevden kaçan birçok insan onlar için savaşacak olan tek gruba yöneldi.
Direniş.
O yüzden direniş üyeleri 5 Haziran'da radyolarının başında
kurtuluşun gelmek üzere olduğunu duyunca
sevindiler ve işe koyuldular.
Bir gün içinde 577 demir yolunu, 30 kara yolunu
ve 32 telekomünikasyon bölgelerini yok ettiler.
Bazı panzer birliklerinin kuzeyde Alman savunmasına katılmalarını engellediler
ve Müttefiklere, Alman takviye birlikleri gelmeden önce
kıyı başı oluşturabilmeleri için önemli bir zaman kazandırdılar.
Direnişe çok sayıda katıldıkları için Müttefiklerin yeterli silah sağlayamadığı
sıradan Fransız vatandaşlarıyla birlikte, paraşütlü askerlerin
önemli hedeflere saldırmalarına yardım ederek ve yol göstererek,
Almanların Fransa'daki kontrolünü dağıtmaya başladılar.
Tüm zorluklara, aksaklıklara ve Fransa'nın teslimine rağmen her şey
de Gaulle'un, Özgür Fransızların güçlerini bir araya getiren
o önemli radyo konuşmasında tahmin ettiği gibi oldu.
Peki son söz söylendi mi? Umut kaybolmak zorunda mı?
Yenilgi kaçınılmaz mı?
Hayır!
Bu Extra History bölümüne sponsor olduğu için Wargaming'e teşekkürler!
Eğer Avrupa'dan izliyorsanız World of Tanks premium dükkânındaki
Extra Credits özel paketine bir göz atın. Link açıklamada yer alıyor.