Detroitliyim.
(Alkışlar)
1950'lerde dünyanın endüstri devi olan bu şehir,
1,8 milyonluk nüfusu,
225 dönüm arazisi ve alt yapı tesisleriyle
Orta-batının patlamaya hazır şehir merkezi.
Bugünse,
yalnızca geçen yarım yüzyıldan sonra
çarpık kentleşmenin sembolü oldu Detroit.
Hali hazırda nüfus 700.000'in altında
ve bunun yüzde 84'ü Afrikan Amerikan.
Yatırımların azalması
ve sermaye kaçışı
şehirden banliyölere geçişe sebep oldu.
Detroit'te büyük bir kıtlık var.
Perakende kıtlığı,
özellikle, taze gıda ürünlerinde,
şehirde yaşayan Detroitlilerin yüzde 70'i
obez ve aşırı kilolular
ve mücadele içindeler.
İhtiyaçları olan taze gıdaya ulaşabilmek için çabalıyorlar,
sağlıklı kalmaya ihtiyaçları olduğu için
erken doğum ve beslenme kaynaklı hastalıklardan korunmaları lazım.
Detroitlilerin pek çoğu fast-food restoranlarına,
acil ihtiyaç marketi veya bir petrol ofisine yakın yaşıyorlar,
tam donanımlı bir süpermarket yerine
buralardan alışveriş yapıyorlar.
Ve bunlar Detroit şehriyle ilgili kötü haberler,
ancak gerçekler böyle
ve Detroitliler
bu durumun değişmesini istiyor.
Hayır, bunu düzelteceğim.
Detroitliler artık değişiyor,
şehir tarımı ve gıda girişimciliği sayesinde.
Buradaki asıl mesele,
Detroit sahip olduğu geçmişten ötürü
eşsiz kaynaklara sahip olduğunu
henüz yeni fark ediyor,
açık arazi bunlardan biri.
Uzmanlara göre, Boston, San Francisco
ve Manhattan'ın merkezi
ancak bir Detroit kadar araziye sahip.
Daha da fazlası,
şehrin 64 dönüme yakın arazisi hala boş.
Bu diğer üç şehrin dörtte biri,
ve bu seviyede bir boş alan,
diğer hiç bir şehirde olmayan eşsiz bir manzara yaratıyor.
İşte, Detroit'in sahip olduğu şey bu -- açık alan ve verimli topraklar,
su kaynaklarına olan yakınlık,
çalışma motivasyonu
ve sağlıkli, taze gıda için umutsuzca bir talep.
İşte bunların hepsi insan merkezli bir halk hareketi yarattı;
Detroit halkının,
bu şehri Amerikan endüstri merkeziyken
tarım cennetine dönüştüren
Detroit halkı.
(Alkışlar)
Bana kalırsa, dünyadaki bütün şehirler içerisinde,
Detroit, Michigan, jeopolitik açıdan dünyanın önde gelen şehirlerinden biri,
gıda güvenilirliği ve sürdürülebilir gelişim açısından.
Bugün Detroit'te 1.500 kişiden fazlayız
ve evet 1.500 bahçe ve tarla şehir boyunca dizilmekte.
Bunlar yalnızca
domates ve havuç yetiştirdiğimiz yerler değil.
Gördüğünüz gibi, Detroit'teki şehir tarımı tamamen toplumla ilgili
çünkü biz beraber büyüyoruz.
Dolayısıyla buradaki her bir parça, bir eğlencenin parçası.
Bu parçalar sosyal birlikteliği inşa ettiğimiz,
sağlığı ve taze gıdayı olabildiğince
dost, aile ve komşularımız için sağladığımız yerler.
Bana eşlik edin,
sizi Detroit'teki birkaç mahalleye götürmek
ve yerel yöneticilere izin verildiğinde,
halk hareketi desteklendiğinde,
kayda değer işler yapan düşük gelirli ve siyahi toplumların neler yapabileceğini
göstermek istiyorum.
İlk durağımız, Oakland Avenue Çiftlikleri,
Oakland Avenue Çiftlikleri, Detroit'in North End semtindedir.
Oakland Avenue Çiftlikleri, 20 dönümlük bir alana dönüşüyor,
sanat, mimari ve sürdürülebilir ekolojiyle harmanlanmış,
yeni bir pazar anlayışı.
Kelimenin tam anlamıyla,
bu Detroit'teki tarımın neye benzediğini gösteriyor.
Oakland Avenue Çiftlikleriyle çalışma fırsatım oldu,
Detroit ürünlerinin yetiştirildiği ve doğrudan yemek hizmeti veren bu yerle.
Bu yemek davetlerinde insanları çiftliğin içine getiriyoruz,
onlara çitçilerle konuşmaları için
bol zaman ve fırsat veriyoruz
ve sonrasında tarla turuna çııyorlar.
Sonra da bir şef tarafından hazırlanmış tarladan-sofraya yemeklerle
ziyafet çekiyorlar.
Şef, tarladaki tüm ürünleri en taze halleriyle sunuyor.
İşte yaptığımız şey bu.
İnsanları tarlalara götürüyoruz,
bir masa etrafında oturuyoruz,
çünkü insanların gıda ile olan ilişkilerini değiştirmek istiyoruz.
Ürünlerin tam olarak nerede ve nasıl yetiştirildiğini
ve soframıza geldiğini bilmelerini istiyoruz.
İkinci durağımız için,
sizi Detroit'in batı yakasına götüreceğim,
Brightmoor Mahallesi'ne.
Brightmoor, Detroit'te en düşük gelire sahip yer.
Brightmoor'da 13.000 civarı kişi yaşıyor.
Onlar blok-blok işleme stratejisinde karar kıldılar.
Dolayısıyla Brightmoor Mahallesi'nde
21 bloktan oluşan Brightmoor Farmway adında mikro mahalleler görürsünüz.
Şimdilerde, kötü şöhretli, güvenliksiz, yetersiz hizmet almış bu topluluk
davetkar, güzel ve güvenli bir tarla yoluna,
yemyeşil parkları, bahçeleri, tarlaları ve seraları ile birlikte dönüştü.
Bu birbirine sıkıca bağlı topluluk kısa süre önce bir araya geldi
ve terk edilmiş bir bina satın aldılar,
yıkık dökük ve ipotekli terk edilmiş bir bina.
Ve dostların, ailelerin ve gönüllülerin yardımlarıyla beraber,
kurşun geçirmez camı yıkabildiler,
yerleri temizleyebildiler
ve burayı bir toplum mutfağına,
bir kafeye, vitrine çevirdiler.
Artık Brightmoor'da yaşayan çiftçi ve esnafların,
ürünlerini koyup satabilecekleri bir yerleri var.
Ve burada yaşayan halkın
artık sağlıklı ürün ve taze gıdalar alabileceği bir yer var.
Kentsel tarım -- ve bu üçüncü örneğim --
işbirliği modelini geliştirmenin bir yolu olarak kullanılabilir.
Az önce bahsettiğim 1.500 tarla ve bahçe...
Keep Growing Detroit, bu tarlarla çok bağlantılı
kâr amacı gütmeyen bir organizasyon.
Geçen yıl 70.000 paket tohum dağıttılar
ve çeyrek milyon transplant işlemi yaptılar.
Geçtiğimiz yılın sonuçları şöyle,
Detroit'te 225.000 kg
ürün yetiştirildi.
(Alkışlar)
Ancak hepsini bir tarafa bırakırsak,
ayrıca Grown in Detroit adında bir kooperatifi de
yönetiyor ve işletiyorlar.
70 kadar çiftçiden,
küçük çiftçilerden oluşuyor.
Beraber büyüyüp beraber satıyorlar.
Meyve yetiştiriyorlar,
sebze yetiştiriyorlar,
çiçek yetiştiriyorlar,
sağlıklı topraklarda aktariye yetiştiriyorlar,
kimyasallardan, zirai ilaçlardan, yapay gübrelerden,
genetiğiyle oynanmış ürünlerden arındırılmış
sağlıklı gıdalar üretiyorlar.
Ve ürünleri satıldığında,
Detroit Şehri'nin bütün yerel marketlerinde,
satıştan yüzde yüz kar ediyorlar.
Detroit gibi bir şehirde,
çok ama çok fazla Afrikan Amerikalının beslenmeye bağlı hastalıklar sonucu
öldüğü bir yerde,
restaurantların,
Detroit'teki sağlıklı gıdaya ulaşımın artmasında büyük bir rolü var,
kültürel olarak uygun restaurantlar bunlar.
Peki ya Detroit Vegan Soul.
Evet, vegan ürünleri yapan bir restaurantımız var Detroit'te.
(Alkışlar)
Evet, evet.
Detroit Vegan Soul, daha çok sebze yemeği için
Detroitlilere fırsatlar sağlıyor
ve Detroitlilerden inanılmaz ilgi görüyorlar.
Detroitliler kültürel açıdan,
taze, lezzetli yiyeceklere açlar.
Bu yüzden FoodLab Detroit adında kar amacı gütmeyen bir organizasyon kurduk.
küçük mahallelere, gelişmekte olan gıda işletmelere yardım etmek,
sağlıklı gıda işlerini başlatmak ve ölçeklendirmek için.
FoodLab, bu tür işletmelere kuluçka ortamı sağlıyor,
pratikte eğitim, atölyeler,
teknik destek, endüstrideki uzmanlara erişim sağlıyor.
Böylece onlar sağlıklı büyüyorlar.
Onlar çok küçük işletmeler
ama geçtiğimiz yılda 7,5 milyon doların üzerinde
hasılatı bir araya getirdiler
ve 252 iş imkanı sağladılar.
Dinleyin.
(Alkışlar)
Bunlar sadece
fırsatları nasıl genişletip
herkesin katılımını ve refahını sağlayabileceğimize
birkaç örnek,
özellikle mahallelerden gelenler,
bu tür fırsatlardan tarih boyunca dışlanmıl olanlar.
Biliyorum, biliyorum.
Benim şehrimin başarı için uzun bir yolu var.
Yine de hala çabalıyoruz
ve burada böylece durup
Detroit'in tüm sorunlarının ve tüm zorluklarının
kentsel tarım sayesinde çözüleceğini söylemeyeceğim.
Bunu yapmayacağım
ama şunu söyleyeceğim:
kentsel tarım Detroit'i kendisi hakkında
farklı düşünmeye itiyor,
bir şehir hem kent hem de taşra olabilir.
Ve evet, biliyorum, bunlar çok küçük hikayeler,
bu hikayeler mahalle hikayeleri gibi,
ancak bu hikayeler güçlüler.
Güçlüler çünkü eskinin ayrım yapması yüzünden boş kalan yerlerde
nasıl yeni bir toplum yaratacağımızı gösteriyorum size.
Bunlar güçlü hikayeler çünkü bunlar aşk hikayeleri,
Detroitlilerin bir diğerine duyduğu aşk,
sahip olduğumuz topluluğa duyduğumuz aşk, doğaya duyduğumuz aşk
ama daha da önemlisi bu hikayeler
yıkımın, hayal kırıklığının ve bozulmanın
asla Detroit için söylenemeyeceğini anlatan hikayeler.
Yüz binlerce insan Detroit'ten gittiğinde
bizi ölüme terk ettiler ama kalanların umudu vardı.
Umuda tutundular.
Asla pes etmediler.
Her zaman mücadeleyi sürdürdüler.
Bakın, biliyorum,
Detroit gibi büyük bir şehri,
zengin, daha işlevsel, daha sağlıklı
kucaklayıcı, herkes için fırsatlar sunan bir şehre çevirmek
zor bir iş.
Bu gerçekten zor bir meydan okuma.
Ancak inanıyorum ki
topluluklarımızın sosyal yapısını güçlendirmeye başlarsak
ve en hassas mahallelerimizde bile ekonomik fırsatlar yaratırsak,
sağlıklı, erişilebilir, lezzetli
kültürel yemekler ile tüm her şeye başlangıç yapabiliriz.
Çok teşekkür ederim.
(Alkışlar)
The power of believing that you can improve | Carol Dweck What makes something go viral? | Dao Nguyen Why I'm done trying to be "man enough" | Justin Baldoni The brain benefits of deep sleep -- and how to get more of it | Dan Gartenberg Get comfortable with being uncomfortable | Luvvie Ajayi The Plant: Urban Farming, Warehouse-Style The secret language of letter design (with English subtitles) | Martina Flor What AI is -- and isn't | Sebastian Thrun and Chris Anderson TED- How urban agriculture is transforming Detroit | Devita Davison Cultivating Community in Detroit